Çok karşılaşırız namazı sevmeye ve sevdirmeye çalışanlarla. Çoğu namaz kılar ama bundan lezzet alamaz belki dini sorumluluktan kurtulmak için kılar veya gösteriş olsun diye. Hele bazıları vardır ki, namazdan kendisi lezzet alamaz ama çocuğuna, kardeşine, akrabasına, dostuna vs. sevdirmeye çalışır. Ama bu insan unutmamalı ki, başkasına sevdirmenin en büyük yolu kendisinin sevmesi ve namazın kendisinde meydana getirdiği güzellikleri gösterebilmesidir. İşte o zaman kime sevdirmeye çalışıyorsa Allah nasip eylemişse sevdirir, çalıştırır.

Ne namazı sevmek kolay bir iştir ne de sevdirmek… Çünkü namaz sevgisi Allah sevgisinden gelir, yani kalbe Allah sevgisini yerleştirmektir. Unutulmamalı ki, bir kalpte iki sevgi bulunmaz. Yani hem dünya sevgisi hem de Allah sevgisi bulunmaz, bir kalpte. Burada yanlış anlaşılmasın dünyayı terk etmeli demiyorum, onu kalbe yerleştirmemeli diyorum. Yani araban varsa onu, kalbine değil; garaja koymalı. İşte bu gerçekleşirse Allah sevgisi kalbe yerleşir. Başta dinin direği olan namaz olmak üzere bütün ibadetlerden büyük lezzet alır ve hem bu dünyası hem de ahireti kurtulur. Çok çok zengin ol, çok çok paran olsun; ne güzel! Bu zamanın belki mutluluk kaynağı. Ama cehennem ateşiniz olmamalı. O gün, evlatlarınız, anne ve babanız dahi sizi tanımak istemeyecek ve kendini kurtarmaya çalışacak.

Namazı sakın basit bir ibadet olarak saymayın. “İbadetlerin SULTANI” dır namaz. İmandan yani Allah’ı ve yarattıklarını kabul etmekten sonraki en büyük hakikattir. Öyle demiyor mu büyük üstad: “Kainatta en büyük hakikat iman, imandan sonra namazdır. Namaz kılmayan haindir, hainin hükmü merduttur(bellidir)”

Evet çok doğru ve hakikatli bir söz “Namaz kılmayan haindir…” Allah meleklerine: “Yeyüzünde bir halife yaratacağım…” derken insanın değerini ve üstünlüğünü meleklere göstermişti. Evet hepimiz halifeyiz ve vazifemizi yapmakla yani; bütün varlıkların yaptıkları zikir ve ibadetleri beş vakit Allah’a sunmakla sorumluyuz. Size soruyorum: Bunu yapmayan, o kadar varlığın, mahlukatın ibadetini Allah’a sunmakla sorumlu olan kişinin vazifesini terketmesi hainlik değil de nedir. Düşünün ahirette her bir varlık evet her bir varlık, canlı cansız teker teker sizden hakkını isteyecek bunlara ne vereceksiniz. Yaratılıp, başı boş bırakılacağınızı mı sandınız. Orada paranız da geçmez. Bunun tek kurtuluş çaresi var hele bu zamanda daha da kolay. Üstadımın dediği gibi: “Beş vakit namazı kılan ve büyük günahları terkeden inşaAllah kurtulur” O zaman ne yapmalıyız en başta namazı sevmeli yani Allah sevgisini kalbe yerleştirmeliyiz!

Baştan dediğim gibi namazı ilk başta kendimiz seveceğiz. Peki bu nasıl olacak:

1) Namazın, bizim kurtuluş senedimiz olduğunu unutmayacağız
2) Bize, sevdiklerimizin övgüleri ve sohbetleri değil; yaptığımız ibadetler kazandıracak
3) Unutmayacaz ki, Allah katında namaz kılmayan “HAİN” hükmündedir
4) Paramız gidecek ama başta namaz olmak üzere, ibadetlerimizin kazandırdıkları kalacak
5) Çalışmak ibadettir derler doğru ama bu herkes için geçerli değil. Sadece namaz kılan için geçerlidir. Sen Allah’ı unut ve emrini yerine getirme, sonra mükafat bekle; nerede üç kuruşa beş köfte. Sadece namaz kılan, günlük yaşamdaki çalışmasından, çoluk çocuğunun rızkını kazanmasından sevab alacak
6) Sadece çalışmandan değil, yapılmasında sevab olmayan her işinden sevab alacaksın. Uyuman, yemek yemen, konuşman, yürümen v.s. daha da arttırabiliriz. Yani namazla bütün gününü ibadetle geçirmiş olacaksın. Sadece günde bir, bir buçuk saat buna yeter. Ama, dersen benim bu kadar zamanım yok. O zaman da ben de sana derim ki, sen yirmi dört saatten sadece bir saatini namaza ayırma; elbet senin için zaman ayıracak ve senin oradaki yerini hazırlayacak biri var. Sen O’nu unutsan da, O seni unutmaz!
7) Namaz bizim, bu dünyanın sıkıntılarından biraz olsun nefes almamızı sağlayan kapıdır. Sadece namazda dünya sıkıntılarını unutur veya unutmaya çalışırız.
8) Namaz kılan insan belli bir zamandan sonra bazı günahlardan da korunmuş olur. Mesala namazı sevmiş insan asla, aldatmayı ve namazı aynı kefeye koymaz. Bu haldeyken kendisine yakıştırmaz. Çünkü bir yandan Allah’ın hoşnut olduğu iş, bir yandan hoşnut olmadığı iş!

Bunları çoğaltabiliriz. Biz namazı seversek ve bunları, namazı sevmesini istediğimiz kişilere de anlatırsak, eğer Allah nasib eylerse inşaAllah namazı sevdirmiş oluruz. Dediğimiz gibi, namazı sevdirmenin en büyük yolu biz sevmeliyiz ve güzelliklerini göstermeliyiz yaşantımızla.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir