Hayatımızda hep bir takım sıkıntı ve belalar ile karşılarız. Bu belki de değil insan, canlı olmanın  bir neticesidir. Yaşamımız boyunca birçok defa da karşılacağımız kesindir. Bunu, bizi yoktan vareden Allah azze ve celle Kur’an-ı Kerim’inde şöyle açıklıyor:

“Andolsun, Biz sizi biraz korku, açlık ve bir parça mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz. Sabır gösterenleri müjdele.” (1)

Özetle, bu ayetten anlaşılacağı üzere sıkıntı ve musibetler kaçınılmazdır. Öyle ise konuyu, neden sıkıntı ve musibetler var, sorusundan çok; neden bizi buluyor, sorusuna cevap bulmamız gerekir. Yani sebebi nedir, bela ve musibetlerin. Çünkü gerek toplumsal değerlerle gerek inançlarımızda bellir gerekçeler bilinir. Ayette de belirtildiği üzere imtihan üzere de olabilir, ya da bir yaptığımız günahın veya yanlışın  karşılığı olarak da olabilir. Bunu en iyi şu ayet-i  kerime özetliyor:

“Sana gelen her iyilik Allah’tandır. Başına gelen her fenalık ise senin kendi nefsindendir.”(2)

Aslında, her bela ve musibette iki yön vardır. Biri, insanın işlediği suçlardan dolayı gördüğü ceza manasına gelir; diğeri, Allah’ın merhametinin tecellisine bakar. Ama unutulmamalı ki; “Allahın izni olmaksızın hiçbir musibet isabet etmez…” (3)

Yani, biz başımıza gelen her sıkıntıda kendimizi yoklamalıyız; Acaba ne hata işledim diye, ondan sonra nimet boyutuyla düşünmeliyiz. Yoksa başımıza gelen her bela ve musibet, hatalarımız ve günahlarımız neticesiyle gelmez. Bu iki sebeple gelen musibet bize kazandırır ama; korkacağımız musibet ve zararlı musibet, imanımıza, müslümanlığımıza, ahlakımıza gelen dini musibettlerdir. Bu musibetlerden her zaman Allah’a sığınmamız ve ağlayıp sızlanmamız gerekir.

Fakat dinî olmayan musibetler, hakikat noktasında bela ve musibet değildirler. Bunların bir kısmı Allah’ın bir ikazı ve uyarısıdır; bir kısmı günahlara kefarettir; hastalık gibi bir kısmı ise, Allah’ın bir iltifatıdır, bir temizliktir. (4)

Bu konuyu en iyi şekilde aşağıdaki bir kaç hadis-i şerifte daha iyi anlayabiliriz:

“Meyveleri olgunlaşmış bir ağacı silkmekle nasıl meyveleri düşüyor; sıtmanın titremesinden günahlar öyle dökülüyor.” (5)

“Ateşin altın ve gümüşün paslarını giderdiği gibi, bîr müslümanın hastalığı da onun günahlarını giderir “ (6)

Başka bir hadiste ise Allah’ın en çok sevdiği kullarına, en ağır ve şiddetli musibetleri verdiği bildirilmektedir: 

“İnsanların en çok musibete uğrayanları evvela peygamberlerdir, sonra derecelerine göre (veliler ve salihler) gelir. Kişi dinine göre bela ve imtihanlara maruz kalır. Eğer dine bağlılığı varsa, belası daha da artar. Fakat dininde gevşek yaşıyorsa ona göre musibetlerle karşılaşır. Kişiye belalar gelir gelir de artık onun üzerinde hiçbir günah kalmaz.” (7)

“Bir kul kendisi için (cennette) hazırlanmış olan makama ameliyle erişemeyecekse, Allah onun bedenine veya malına veya çoluk çocuğuna bir bela verir de bu belaya sabrı sebebiyle o makama eriştirilir.” (8)

Korkmalıyız ama bu dini olmayan musibetlerden değil, imanımıza, müslümanlığımıza, ahlakımıza gelen dini musibettlerden korkmalıyız. Bu musibetlerden her zaman Allah’a sığınmamız ve ağlayıp sızlanmamız gerekir.

Selam ve dua ile..

      ———————————————————————————————–

  1. Bakara Suresi, 155
  2. Nisa Suresi, 79
  3. Teğabun Suresi, 11
  4. Buhâri, Îman: 39, Müslim, Birr: 52
  5. Buharî, Merdâ: 3, 13, 16; Müslim, Birr: 45
  6. İbn Mace, Tıb 18
  7. Tirmizi, Zühd 57; Ahmed b. Hanbel, I/172, 174
  8. Ahmed b. Hanbel, V/272

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir